18 Ocak 2012 Çarşamba

Samsun Yolculukları




Üniversite' nin ilk yıllarında her ne kadar özgür kız ayaklarına da yatsam, sağlam duruşlar da sergilesem, ben ağlamam asla bee filan naraları da atsam, ne o öyle bik bik bik her dakika anne babasıyla ne konuşuyor bunlar? diye düşünmeye de çalışsam, içten içe taşıdığım burukluğu yaşadığım yalnızlığı, hislerimi unutmam mümkün değil elbette ki. Neyse ki alışma aşamasını içsel olarak pek uzatmadım da kolay hallettik. Her eve gidiş bir şölen, evden dönüş ise büyük tramvalara neden oluyordu bünyemde. İlk zamanlar hiç vakit kaybetmeyeyim diye gece uykusuz kalmayı göze alıp yaptığım yolculuklar (metro turizme rağmen) inanılmaz duygusal geçerdi elbette ki.  Kafa dağıtmak için okumaya çalıştığım kitabı 4. sayfasından sonra koltuk önü selesine bırakır, seçtiğim en damar yolculuk müziklerini açar sessiz sessiz ağlardım. Bütün yol boyu düşünür durumu içselleştirir de içselleştirir artık abartma(!) boyutlarına bile ulaştırdığım olurdu. Arada bir ortaya çıkan "sen özgürsün unutma, güçlüsün!" diyen iç sesimi bile "eeeee yeter sus artık(!)" diye azarlayabiliyordum. :) Minik bir not defterim vardı. Hislerimi yazar minik yol yazıları edinirdim kendimce. O defteri karıştırıyordum az önce tarih atmamışım fakat dün gibi hatırlıyorum yazdığım anı. Ara tatil sonrası evden Samsun'a dönerken yazılmış bir kaç satır işte sizinle paylaşayım istedim..


"Hep karanlıkta gidişlerim, gelişlerim. Yeni hayatta, yeni heyecanlara koşarken hep karanlıkta yol alıyor yüreğim, bedenim. Otobüsün soğuk camına vururken başım, aklımdan hep aynı şey geçiyor ya da hep farklı. Sanki hep güçlü olmalıyımın tasdiki içimde. Yolculuklardan nefret ederken sever hale gelmek bile bundan belki. Her şey uzağımda, ben her şeyden uzakta. Gariplikler sürerken ülkemde, garip kalmak yakıyor."

Sevgilerle kalın...

2 yorum:

  1. bir yolculuk anına daha 5 kala bunları hatırlaman pek iyi olmadı tabi ..

    YanıtlayınSil
  2. :) evet aslında ama buna da alıştım :)

    YanıtlayınSil