9 Mart 2012 Cuma

Biz Barışa Karar verdik.Savaşın haklısını da haksızını da kabul etmiyoruz.

Kadın olduğunu anlamak 2-3 yaşlarına tekabül ediyor sanırım, o günden başlıyorsun ayağında bebeğini sallayıp, ona bakmaya. Annenin rujlarını tüm suratına yaymaya. Herkes annesinin rujunu dudağına yayabilecek kadar şanslı olmasa da.

Bugün kendim için, annem için, arkadaşlarım, teyzelerim, sokakta gördüklerim, yurt arkadaşlarım için söyleyeceğim pek çok şey var. Kadınlar adına, Türkiye'de kadın olmak adına söyleyeceğim pek çok şey. Hayatın içinde var olmaya çalışan kadın, insanlığından çok kadınlığı ile ön planda olan kadın. İnsan olarak değil kadın olarak algılanan kadın, her yörede erkeğin altında kalmış kadın. Evde kocasından dayak yiyen, sokakta tacize uğrayan henüz 11-12 yaşında evlendirilen kadın, okuma, birey olma hakkı elinden alınan, her gün daha da fazla köleleştirilen kadın. Birey olma, kendini aşma erdemine ulaşmış olana helal olsun değil kesin bir iş vardır bunda dediğiniz kadın. Birbirimize küfrederken annesini, kendisini bilmem ne yaptığınız kadın. İşçi kadın, emekçi, tarlada, fabrikada, çalışan kadın... 


Cümlelerimi toplarlamak gerçekten çok güç oldu benim için. Az önce Prof. Dr. Büşra Ersanlı' nın kaleminden Türkiye yazarlar sendikasının 8 Mart bildirisini okudum. Sanırım söylemek istediklerimi bu kadar güzel toparlayabilen bir yazı daha olamazdı. Bunu paylaşmak istiyorum.. 


Barışa, sevgilere, insanlıklara maruz kalın.. Sevgilerle...









Kadın ve erkek
Yine, yeniden düşünüyoruz…
Doğuran kadın, emziren kadın, pişiren kadın, paylaştıran kadın, toplayan temizleyen kadın, hasta bakan, yaşlı bakan kadın, her şeyi zamanında yetiştiren kadın, onaran koruyan kadın, evdeki kayıtsız gizli emek üstüne tarlada da gizli emek veren kadın, fabrikada, okulda, işyerinde düşük ücretle çalıştırılan kadın, biriktiren yine kadın ama
Karar veren erkek -Hükümet % 90 erkek
Meclis % 86 erkek
Yerel yönetimler % 98 erkek
Yönetici bürokrat % 99 erkek
Sermayeyi elde tutan % 99 erkek
Savaş çıkartan erkek, ordu erkek - % 100
Şiddete uğrayan kadın, taciz edilen kadın, tecavüze uğrayan kadın, öldürülen kadın… Bu saldırıların özel adları var: Namus, töre, kıskançlık, aşk… Aslında hepsi aynı, hepsi güçten, iktidardan uzak tutmaya çalışır kadını…
“İtaati kıranın belini kırmak”, en azından aşağılarda bir yerde tutmak, sindirmek… Bunların hepsi de güç karşısında sindirme eylemleri. “Gözünü patlatırım”, “kafanı kırarım”, “saçını yolarım”, “bacaklarını ayırırım”, “burnunu kırarım”. Bunlar burnundan kıl aldırmayanların eylemleri.
İstenen nedir?
- Kadın, kendini göstermesin!
- İktidar mücadelesi için, savaş için erkek çocuk yetiştirsin!
- Zekâsını kamu alanında kullanmasın!
- Yaratıcılığını eve, süse ve “kadınsı” faaliyetlerin dışına taşırmasın!
- Muhalefet etmesin!
- Güce, yani erkeğe, onun yarattığı geleneğe, onun adaletine, tek başına yaptığı yasaya itaat etsin!
- Mesleğinde erkeği geçmesin!
- Yaptığı işte itibar kazanmasın, kazanacak olursa derhal itibarsızlaştırılsın!
- Ne yaparsa yapsın, BİR ADIM GERİ DURSUN!
- Kadın erisin, tortu olsun! Erimeyenler cezasını bulsun. “Uslanmayan” cezaevine konsun!
- İktidar kavgalarının, sermayeden karin pazarlık rehineleri olsun!
Bilinçlenen kadınlar
Evde, işte ayrımcılığa uğrayan tüm Türkiyeli kadınlar; dilini devlet, zekâsını babası, ağabeyi, amcası yasaklamış Kürt kadınları; dünyada her alanda hâl kenara itilmeye çalışılan tüm kadınların kız kardeşleri Türkiye’de doğup büyümüş kadınlar, bilinçlendiler.
20-30 yıldır her geçen gün uzmanlaşan örgütleriyle toplantılara, konferanslara, derslere sokaklara çıkıyorlar, fabrikalarda tarlalarda çalışıyorlar. Siyasette yerlerini alıyorlar.
Biz kadınların düşmanı yok, tespiti var:
Cins baskısı, erkek iktidarları meşrulaştırmanın ilk ve en kuvvetli adımıdır. Çünkü en belirgin en yaygın fark cinsiyet farkıdır. En uzun yaşatılmış fark toplumsal cinsiyet farkıdır.
Başta insan hakları olmak üzere tüm hakların dışında tutulmaya çalışılan kadınlar, “İNSANOĞLU” kavramıyla yok sayılmıştır. Kadınlar, iktidar kavramının anlamını değiştirme mücadelesine çoktan başladılar. İktidar insani ortaklık olacak; diyaloga dayanan antimilitarist tutum iktidar olacak; diyalog üstünlüğü ile hukukun üstünlüğü belirlenecek.
Karar ve yetki alanlarını erkeklerle yarı yarıya paylaşacağız. Biz barışa karar verdik. Savaşın haklısını da haksızını da kabul etmiyoruz. Diyaloğa, yaşatmaya, paylaşmaya inanıyoruz.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü hepimize, tüm kadınlara ve bizi destekleyen herkese kutlu olsun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme